May-Thurner sendromu tedavisi, sol bacaktaki toplardamar kanının kalbe dönüşünü zorlaştıran sıkışmayı ortadan kaldırmayı, varsa damardaki pıhtıyı temizlemeyi ve yeni pıhtı oluşmasını önlemeyi amaçlar. Belirti vermeyen hastalarda yalnızca takip yeterli olabilir. Bacakta yaşam kalitesini bozan şişlik, ağrı veya derin ven trombozu gelişen hastalarda ise, diğer nedenler dışlandıktan sonra, damarı içeriden açan ameliyatsız yöntemler, yani balon anjiyoplasti ve iliak ven stenti gündeme gelir.
Bu sayfada May-Thurner sendromunun ne olduğunu, hangi belirtilerle ortaya çıktığını, nasıl teşhis edildiğini, stent işleminin nasıl yapıldığını ve tedavi sonrasında nelere dikkat edilmesi gerektiğini bulabilirsiniz.
May-Thurner sendromu, sol bacaktan gelen kanı taşıyan sol ana iliak venin, önünden çaprazlayarak geçen sağ ana iliak arter ile arkadaki beşinci bel omuru (L5) arasında sıkışmasıdır. Tıbbi literatürde iliak ven kompresyon sendromu, iliokaval kompresyon sendromu veya Cockett sendromu olarak da adlandırılır. Halk arasında zaman zaman “May Turner sendromu” şeklinde de yazılır.
Atardamarın sürekli nabız atışı, zamanla toplardamar duvarında kalınlaşmaya ve damarın içinde bant benzeri yapılara yol açabilir. Daralan damarda kan akışı yavaşlar, bacaktaki basınç artar ve pıhtı oluşma eğilimi yükselir. Sol bacakta derin ven trombozunun sağ bacağa göre daha sık görülmesinin nedenlerinden biri bu anatomik yapıdır. May-Thurner sendromu, toplardamar hastalıkları arasında sık gözden kaçan bir tablodur; sıkışma nadiren sağ tarafta veya ana toplardamar (vena kava) düzeyinde de görülebilir.
Sıkışma her zaman belirti vermez. Başka bir nedenle görüntüleme yapılan kişilerin bir kısmında belirli ölçüde iliak ven sıkışması saptanır ve bu kişilerin çoğunda hiçbir şikâyet olmaz. Bu nedenle görüntülemede sıkışmanın görülmesi tek başına hastalık anlamına gelmez. Belirti ortaya çıktığında ise genellikle sol bacakla sınırlıdır:
Kadınlarda sıkışma, leğen bölgesindeki toplardamarlarda da basınç artışına yol açarak kronik kasık ağrısıyla seyreden pelvik konjesyon sendromu tablosuna eşlik edebilir. Bu durumda yumurtalık toplardamarına yönelik tedavilerin de birlikte değerlendirilmesi gerekebilir; ayrıntılar için Pelvik Konjesyon Sendromu Tedavisi sayfasına göz atabilirsiniz.
May-Thurner sendromu en sık 20 ile 50 yaş arasındaki kadınlarda belirti verir. Gebelik ve doğum sonrası dönem, doğum kontrol hapı veya hormon tedavisi kullanımı, uzun süre hareketsiz kalma, büyük ameliyatlar ve kalıtsal pıhtılaşma eğilimi gibi durumlar, sıkışmış damarda pıhtı gelişme riskini artırır. Belirgin bir nedeni olmadan sol bacağında derin ven trombozu gelişen, özellikle genç kadın hastalarda iliak ven sıkışması mutlaka araştırılmalıdır.
Teşhis, şikâyetlerin ve muayene bulgularının görüntüleme yöntemleriyle birlikte değerlendirilmesine dayanır. İlk basamak genellikle bacak toplardamarlarının renkli Doppler ultrasonudur. Bu inceleme pıhtıyı ve akım bozukluğunu gösterir, ancak karın içinde derinde yer alan iliak veni her zaman net olarak göremez. Bu nedenle tanı şu yöntemlerle tamamlanır:
Görüntülemede sıkışma görülmesi tek başına tedavi gerektirmez. Tedavi kararı, saptanan daralmanın hastanın şikâyetlerini açıklayıp açıklamadığına göre verilir.
Tedavinin şekli, hastanın şikâyetlerine ve damarda pıhtı olup olmamasına göre belirlenir. Avrupa Damar Cerrahisi Derneği’nin kronik venöz hastalık kılavuzu, girişim gerektiren iliak ven tıkanıklıklarında stent tedavisinin ilk seçenek olarak düşünülmesini ve kararın multidisipliner bir ekip tarafından verilmesini önerir (ESVS 2022 Kronik Venöz Hastalık Kılavuzu). Amerikan uzlaşı metni de (VIVA/AVF/AVLS 2024) pıhtı geçirmemiş hastalarda stent kararının şikâyetlere ve ölçüt değerlere göre seçici biçimde verilmesini önerir. Bu nedenle tedavi her hasta için ayrı değerlendirilmelidir. Başlıca tedavi yaklaşımları şunlardır:
Stent aşağıdaki durumlarda düşünülebilir:
Stent aşağıdaki durumlarda önerilmez:
Başka bir nedenle yapılan görüntülemede tesadüfen saptanan ve şikâyete yol açmayan sıkışmalarda genellikle tedavi gerekmez. Önleyici amaçla stent takılması önerilmez. Hastaya bacakta şişlik, ağrı ve pıhtı belirtileri anlatılır; bu belirtiler ortaya çıkarsa yeniden değerlendirme yapılır.
Hafif şikâyetlerde kompresyon çorabı, bacakları yükseltme ve düzenli yürüyüş şişliği azaltabilir. Derin ven trombozu gelişen hastalarda kan sulandırıcı tedavi başlanır. Ancak bu yöntemler sıkışmayı ortadan kaldırmaz. Altta yatan daralma devam ettiği için bazı hastalarda pıhtı tekrarlayabilir veya kalıcı bacak şişliği gelişebilir.
Yukarıdaki ölçütleri karşılayan, belirti veren sıkışmalarda ameliyatsız tedavi seçeneği, daralan damarın balonla genişletilmesi ve ardından iliak ven stenti yerleştirilmesidir. Toplardamar stenti, metal örgüden yapılmış esnek bir tüptür. Bu işlemlerde damar için özel olarak tasarlanmış (venöz) stentler kullanılır. Damarın içine yerleştirildikten sonra atardamarın baskısına karşı damarı açık tutar. Yalnızca balonla genişletme, damar yeniden sıkışacağı için genellikle yeterli olmaz; bu nedenle balon işlemi stentle tamamlanır.

Sıkışmaya bağlı olarak sol bacakta uyluk ve leğen damarlarına uzanan yaygın bir pıhtı geliştiyse, uygun hastalarda önce pıhtı temizlenir. Bu amaçla pıhtı eritici ilaç kateter aracılığıyla doğrudan pıhtının içine verilebilir veya pıhtı özel cihazlarla mekanik olarak çekilebilir (trombektomi). Pıhtı temizlendikten sonra altta ortaya çıkan sıkışma, aynı seansta veya sonraki bir işlemde stentle tedavi edilir. Bu süreç derin ven trombozu tedavisi sayfasında ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
Geçmişte damar baypası veya atardamarın yerinin değiştirilmesi gibi açık cerrahi yöntemler uygulanırdı. Günümüzde stent tedavisi daha az invaziv olduğu ve iyileşme daha hızlı gerçekleştiği için cerrahi, stentin uygun olmadığı veya yetersiz kaldığı seçilmiş hastalarda gündeme gelir.
İşlem anjiyografi ünitesinde, lokal anestezi ve gerektiğinde hafif sedasyon altında yapılır; çoğu hastada genel anestezi gerekmez. İşlemin başlıca adımları şunlardır:
Pıhtı olmayan hastalarda işlem genellikle bir ila iki saat sürer ve hastalar aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir. Önce pıhtı eritme uygulanan hastalarda tedavi birkaç güne yayılabilir ve hastanede kalış süresi uzar.
İliak ven stenti genel olarak güvenli kabul edilen bir işlemdir. Yine de her girişimsel işlemde olduğu gibi bazı riskler taşır:
Bu riskler, işlem öncesi ayrıntılı görüntüleme, doğru stent seçimi ve düzenli takip ile en aza indirilir.
İşlemden sonra kullanılacak ilaç (kan sulandırıcı veya aspirin gibi pıhtı önleyici) ve süresi, işlem öncesinde pıhtı olup olmamasına ve hastanın kişisel risklerine göre belirlenir. Pıhtı sonrasında yerleştirilen stentlerde ise kan sulandırıcı tedavi genellikle daha uzun sürer. Hekim önerisi olmadan ilaç bırakılmamalıdır.
Stentin durumu belirli aralıklarla klinik muayene ve görüntüleme ile izlenir. Doppler ultrason sık kullanılır; ancak karın içindeki iliak veni her zaman net gösteremediği için gerektiğinde BT veya MR venografi de kullanılabilir. Pıhtı geçirmemiş sıkışmalarda yerleştirilen stentlerin uzun dönem açık kalma oranı yüksektir; ancak damar stentlerinin çok uzun dönem sonuçlarına ilişkin veriler sınırlı olduğu için düzenli takip önerilir.
Hastalar çoğunlukla işlemden birkaç gün içinde günlük işlerine döner. Düzenli yürüyüş, uzun yolculuklarda ara verip bacakları hareket ettirmek ve yeterli sıvı almak önerilir. Kompresyon çorabına devam edilip edilmeyeceğine bacaktaki şişliğin durumuna göre karar verilir. Sol bacakta eşlik eden varisler varsa, tedavileri derin toplardamardaki akım düzeldikten sonra planlanır; bu konuda ameliyatsız varis tedavisi sayfasına göz atabilirsiniz.
Bacak şişliğinin kalp, böbrek veya lenf sistemi hastalıkları gibi pek çok nedeni vardır. Ancak şişlik yalnızca sol bacaktaysa, aylardır sürüyor ve akşamları belirginleşiyorsa, sol bacakta açıklanamayan bir derin ven trombozu geçirildiyse ya da kan sulandırıcı tedaviye rağmen şikâyetler geçmiyorsa iliak ven sıkışması akla gelmelidir. Bu durumda Doppler ultrasonla başlayan değerlendirme, gerektiğinde BT veya MR venografi ile tamamlanır.
Sol bacakta ani başlayan, ağrılı ve kızarık bir şişlik derin ven trombozuna işaret edebilir. Buna nefes darlığı, göğüs ağrısı veya çarpıntı eşlik ediyorsa pıhtı akciğere gitmiş olabilir. Bu tablo akciğer embolisi açısından acil değerlendirme gerektirir; vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurulmalıdır.
Sıkışmanın kendisi çoğu zaman hayatı tehdit etmez ve birçok kişide hiç şikâyete yol açmaz. Asıl risk, daralan damarda derin ven trombozu gelişmesi ve bu pıhtının akciğere gitmesidir. Tekrarlayan pıhtılar ise bacakta kalıcı şişlik, ağrı ve yaralarla seyreden post-trombotik sendroma yol açabilir.
Hayır. Sıkışma anatomik bir yapıdan kaynaklandığı için kendiliğinden düzelmez. Ancak belirti vermeyen hastalarda tedavi gerekmez; şikâyet ortaya çıktığında tedavi planlanır.
Günümüzde tedavi çoğunlukla ameliyatsız olarak, kateter yöntemiyle yapılır. Kesi yapılmadan toplardamarın içinden ilerletilen balon ve stent ile damar açılır. Açık cerrahi yalnızca stentin uygun olmadığı seçilmiş hastalarda gündeme gelir.
Venöz stent; kalp, böbrek ve lenf sistemi gibi diğer nedenler dışlandıktan sonra yaşam kalitesini belirgin bozan tek taraflı bacak şişliği, ilerleyen cilt değişiklikleri veya iyileşmeyen bacak yarası, yürürken bacakta dolgunluk ve ağrı yapan venöz kladikasyon ya da pıhtı temizlendikten sonra geride kalan belirgin daralma varlığında düşünülebilir. Karar, şikâyetlerin görüntülemede saptanan daralmayla uyumlu olup olmadığına göre verilir.
Şikâyeti olmayan veya çok az olan kişilerde ve yalnızca ileride pıhtı gelişmesini önlemek amacıyla, belirtisi olmayan hastalarda venöz stent önerilmez. Görüntülemede sıkışma görülmesi tek başına stent gerektirmez; bu kişiler belirtiler konusunda bilgilendirilerek takip edilir.
Evet. Toplardamar stentleri damarın içinde kalıcı olarak kalacak şekilde tasarlanır ve zamanla damar duvarıyla kaynaşır. Stentin açıklığı düzenli kontrollerle izlenir; daralma saptanırsa çoğu zaman yeniden kateterle tedavi edilebilir.
İşlemden sonra kullanılacak ilacın türü (kan sulandırıcı veya aspirin gibi pıhtı önleyici) ve süresi kişiye göre değişir; işlem öncesinde pıhtı olup olmamasına ve hastanın kişisel risklerine göre belirlenir. Derin ven trombozu sonrasında yerleştirilen stentlerde kan sulandırıcı tedavi genellikle daha uzun sürer. İlacın türüne ve süresine tedaviyi planlayan hekim karar verir.
Gebelikte büyüyen rahim ve hormonal değişiklikler toplardamar akımını yavaşlatarak pıhtı riskini artırır. May-Thurner sendromu bilinen veya daha önce sol bacağında pıhtı geçirmiş kadınların, gebelik planlarken ve gebelik boyunca pıhtı önleyici tedavi açısından hekimleriyle görüşmeleri önerilir.
Evet. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktiviteler toplardamar dolaşımını destekler ve genellikle işlemden kısa süre sonra başlanabilir. Ağır egzersizlere dönüş zamanı ve kan sulandırıcı kullanırken darbe riski taşıyan sporlar hekimle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerini tutmaz. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.
Copyright © 2026 Doç. Dr. Taha Yusuf Kuzan. Tüm hakları saklıdır.